Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-dan rivâyete göre Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Sakın sizden biriniz duâ ederken “Yâ Rabb, dilersen beni mağfiret eyle, dilersen bana merhamet eyle” demesin. İstediğini sağlamca ve kat’ıyyetle istesin. Çünkü Allah’ı şu veya bu işe zorlayabilecek hiçbir kudret yoktur.” (1)
Yine Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Sizden herhangi biriniz” duâ ettim de kabul olunmadı” diyerek acele etmedikçe duâsı kabul olunur.” (2)
Duâ eden duâsında ısrar etmeli, devam etmelidir. Her halde er veya geç müstecâb olur.
Bir de dünyâda müstecâb olmasa bile kul bunu yine kendi lehine bilip Allah’dan ümidini kesmemelidir. Duâ büyük bir ibâdet olduğu için âhırette de bir ecir ve sevâbı olur.
Duânın âdabı pek çokdur. Bu cümleden olarak:
Devamını oku »
Yazan: admin Kategori Namaz
Sual: Namazın dindeki yeri nedir?
Namazın önemi çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.) [Taberani]
(Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadet, namazdır. Namazı düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberani]
(Namazı doğru kılanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.) [İ. Ahmed]
(Allahü teâlâ buyuruyor ki, “Söz veriyorum ki, namazlarını vaktinde, doğru olarak kılana azap etmem, onu sorgu-suale çekmeden Cennete koyarım”) [Hakim]
Devamını oku »
AYI YOGI, PARK BEKÇİSİ SMİTH ve BOO BOO’nun sıradışı felsefi sohbetleri

Yogi:-Şerif seninle bugün ciddi şeyler konuşalım. Sen okumuş adamsın, Biz çizgiden oluşmuş, suluboyayla boyanmış iki boyutlu(En-Boy) TV ekranıyla sınırlı bir evrende yaşayan varlıklarız. Acaba bizi tasarlayan bir animatör, boyayan bir ressam var mıdır? Ve içinde oynadığımız bu ekran ve TV kendi kendine mi var olmuştur, bu televizyonun bir sahibi var mıdır? Varsa bizden ne yapmamızı istiyor? Ve televizyon günlerdir açık ama bir gün kapatacak mı?
Bekçi:-Hayır canım, rahat ol, bu televizyon annen zamanında da açıktı. Büyük bir olasılıkla yıllardır da böyle… Bize gelince…Ekrandaki renk kırpışmalarının binyıllar süren evrimi sonucu bizler oluştuk. Yani bizleri bir tasarlayan yok. Bizi seyredenler olduğunu da düşünme. Bizim boyutumuz (En-Boy) dışında üç boyutlu canlılar(insanlar) olduğu, onların bizi çizdiği tasarladığı bilimsel değil. Çünkü onları göremiyoruz.Bilimsel kanıtlarımız yok. Hiç şüphesiz kendi kendimize var olduk.
Boo:-Ama annem bizi seyreden çocuklar olduğunu, bizim onları mutlu etmek gibi bir görevimiz olduğunu söylüyordu. Bekçi:Annenin her dediğini yap ama her dediğine inanma. Bunca yıldır şu var olduğumuz ekrana bir dokunan olmadı . Ekranın dışında bir dünya olduğu da sadece söylenti. Görmediğime inanmam ki!
Devamını oku »
Sual: Her dine, her inanca saygılı olmalı deniyor. Doğru mudur?
Akaid kitaplarında deniyor ki:
Tazim edilmesi emredilen bir şeyi tahkir etmek ve tahkir edilmesi emredilen bir şeyi tazim etmek küfürdür. (Birgivi vasiyetnamesi şerhi)
Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(İmanın temeli, Müslümanları yani Allah’ın dostlarını sevmek ve kâfirleri yani Allah’ın düşmanlarını, din düşmanlarını sevmemektir.) [İ.Ahmed]
Tahkir edilmesi ve buğz edilmesi emredilen bir şeye saygı göstermek, doğru olmaz. Saygı göstermek, onu yüceltmek anlamına gelir. Müslüman elbette kimseye kötülük etmez, kimseye zor ile kendi inancını kabul ettirmeye çalışmaz. Dost düşman, kimse ile münakaşa etmez. Herkese karşı güler yüzlü ve tatlı sözlü olur. Fakat, saygı göstermek ayrıdır, iyi geçinmek, kalbini incitmemek ayrıdır. Bu ikisini karıştırmamalıdır.
Devamını oku »
Ayet öğrenmek ve ezberlemekle ilgili bir hadis:
Bir âyet öğrenmek, yüz rekat [nafile] namaz kılmaktan daha iyidir.
Kaynak/Râvi: İ. Mace

Geleneksel ibadet yöntemleri teknolojiye ayak uydurdu.Dua öğreten laptop, kıbleyi gösteren pusula, ezan okuyan saat…
Tesbih çekmeye yarayan zikirmatik, dua öğreten laptop, kıbleyi gösteren pusula, ezan okuyan saat ve hatim indiren elektronik hatimmatik, geleneksel ibadet yöntemlerini tarihe karıştırdı. Dini ibadetleri kolaylaştıran yeni elektronik aletlerin satışı özellikle son 2 yılda hızla artarken, tespih ve Namaz Hocası kitabı gibi geleneksel ibadet gereksinimlerinin satışında düşüş yaşandı.
Konya’daki, Ravza Hac Malzemeleri Satış Merkezi Sahibi Mehmet Sait Şimşek, geleneksel ibadet yöntemlerinin yavaş yavaş unutulmaya yüz tuttuğunu, yeni elektronik cihazların ise özellikle yaşlıların işini kolaylaştırdığı için tercih edilmeye başlandığını söyledi. Yeni cihazların kolaylıkla kullanılabildiği gibi fiyatlarının da uygun olduğunu belirten Şimşek, “Dini ibadetleri kolaylaştıran yeni elektronik aletlerin satışı özellikle son 2 yılda hızla arttı. Artık ezan sesi duyabilmek için cami aramak yerine her namaz vakti ezan okuyan elektronik saatler, 33 ve 99 taşlı tesbihleri çekmek yerine tek tuşlu ve pille çalışan zikirmatik, Kuran-ı Kerim’i satır satır okumak yerine sesli ve görüntülü Kuran okuyan elektronik hatimmatik, kıble yönünü bulmak için ise kıble pusulası tercih ediliyor” dedi.
Devamını oku »
Sual: Allah Nerededir?
“Nerede?” sorusu, mekân tutan varlıklar için sorulabilir. Bunlar da maddî varlıklardır. Mekân madde olduğu gibi onda yer tutanlar da maddedirler. Mekânı ve maddeyi yaratan ve bir ismi Nur olan Allah hakkında böyle bir şey düşünülemez.. Kaldı ki, mahluklar içinde bile, mekânla kayıtlı olmayanlar vardır. Bunun en yakın misali kendi ruhumuzdur.
Organlarımızın yerleri, mekânları vardır. Bunun içindir ki, “Ciğer nerededir?” yahut, “Böbrek nerededir?” gibi sorular sorulabilir. Fakat, ruh ve onun latifeleri, duyguları hakkında bu tip sorular sorulamaz. Mesela, “Ruh nerededir, akıl nerede oturur, sevginin, korkunun, hafızanın mekânları nerelerdir?”şeklinde sorular soramıyoruz.
İnsan, maddî olan ve mekânla bağlı bulunan bedenini ölçü almak yerine, mekândan bir derece bağımsız olan, ruhlar alemini, melekleri ve tabiatta icra edilen kanunları düşünse böyle bir soruya yer kalmayacaktır.
İlk insan Hz. Adem’dir ve yine ilk insan peygamberdir. Dinin tarihi, insanlık tarihiyle başlar. “Allah indinde din, İslâm’dır.” (1) Allah’ın gönderdiği bütün dinlerde inanç sistemi aynıdır. Farklılık bazı ibadetlerde ve hükümlerdedir.
Peygamberler, hak dinin tebliğcileridir. Aynı görev, şimdi alimlerin omuzundadır. Her Müslüman, en azından temel İslami bilgileri öğrenmek zorundadır. İslamda “din adamı” değil, “alim’ kavramı vardır. Her Müslüman, dinin adamıdır.
Din, mukaddes değerler manzumesidir. Her insanın, dinden elde edeceği çok şeyler vardır. Mesela, dinin esasını teşkil eden inanç sistemi, bizi metafizik aleme muhatap eder. İbadetler, Allah’a karşı görevlerimizi bildirir. Haram-helal, hayatımıza istikrar kazandırır. İslami şeair (alametler), örfümüzü meydana getirir. Şeaire hürmet, kalpteki takvanın alametidir. (2)
Dini eğitimin yapılması, vicdanlara müdahale anlamına gelmez. Kişi dinin esaslarını bildikten sonra, dindar olup olmamakta hürdür. Zira, “Dinde zorlama yoktur.” (3) Fakat, “Ben Müslümanım.” diyenler için, dini birtakım müeyyidelerin olması ise, kaçınılmazdır. Mesela, dışarıdaki bir genç, “Neden okulun derslerine gelmiyorsun?” diye hesaba çekilemez. Ama, öğrenci olanlar derslere gelmezse, hesap vermek zorundadırlar. Devamını oku »

Tüm Müslüman aleminin bayramını kutlar.Huzur dolu bir bayram dileriz…
Sual: Abdestsiz Kur’an-ı Kerim Taşınır mı?
Yalnız Kur’an-ı Kerim öğrenmek için ergenlik çağına gelmemiş çocuklar abdestsiz Kur’an-ı taşıyabilirler. Büyükler ne öğrenim için ne de başka bir şey için abdestsiz olarak Kur’an-ı Kerim taşıyabilir ne de ona dokunabilir. Öğrenimin dışında çocuklarda dokunamaz. (1)
Namaz kılmak, Kabe’yi tavaf etmek, tilavet secdesi yapmak, Kur’an dokunmak için abdest dinen gereklidir. Sünni mezheplerin çoğpu bunların farz olduğunda görüş birliğinde olup yalnız Hanefiler Kâbeyi tavafta abdesti vacip görürler. Kur’an’a dokunmak için abdestin farz olduğu hükmü Kur’an’da:
“Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır, Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”
(Vakıa 56/77-79)
Devamını oku »