İnsanlar, anne karnında herşeyi öğrenmezler. İnsanlar doğduğu çevre, yaşadığı standartlar gibi birçok etkenlerin sonucunda birşeyler öğrenirler. Yani tüm insanlar doğruklarında aynı bilgiye sahiptirler. O yüzden sormak ayıp değildir, sormamak ayıptır. Soru sormak, cehaletin ilacıdır. Soru sormak birşeyi öğrenmek demektir. Öğrenmek ise Allah katında yeri olan bir etkendir. Ebû Davud’un bu konu hakkındaki sözleri: Devamını oku »

Allah’ın Benden Razı Olması İçin Ne Yapmalıyım?

Allah’ın sizden razı olması için en başta dini ibadetleri yerine gitirmeniz, salih amel işlemeniz, kötülüklerden uzak durmanız, peygamberlerin yolundan gitmeniz ve onları örnek almanız gerekir. Allah, dünyada iyilik yapan, haramdan ve kötülükten uzak duran kullarını sever. Devamını oku »

17
Ağu

Ben Elimden Geleni Yapacağım!

   Yazan: dini-bilgiler   Kategori Dini Sorular ve Cevapları

Genç adam, evinin alt katında marangozluk yapıyordu. Kapı ve pencere konusunda uzmandı. Fakat plâstik pencereler yaygınlaşınca, ahşap olanlara rağbet azaldı. Bu yüzden işler iyi gitmiyordu. üstelik de çocukları büyümüş, biri hariç okula başlamıştı. Masrafları artınca, yanındaki kalfasına yol verdi. işe biraz daha erken koyulur, yardımcıya ayırdığı parayı, çocukların harçlığına katardı.

Devamını oku »

17
Ağu

Hak Dinin Kemale Ermesi

   Yazan: dini-bilgiler   Kategori Dini Sorular ve Cevapları

Hak din, ilk insan ve ilk peygamber Hz.Adem’le başlamıştır. Esas itibariyle hak dinin temel prensiplerinde değişiklik yoktur. Fakat kabiliyetlerin, zaman ve mekanın, sosyal şartların değişmesine ve gelişmesine bağlı olarak ibadet şekilleri ve bazı hükümlerde değişiklikler olmuştur.

Devamını oku »

17
Ağu

Gafletten kurtulmak nasıl olur?

   Yazan: dini-bilgiler   Kategori Dini Sorular ve Cevapları

Dini kelimelerin sözlük manasına değil, ıstılah manasına bakmak gerekir. Gaflet, Allahü teâlâyı unutmak demektir. Her ne şekilde olursa olsun, Allahü teâlâyı hatırlamak ise gafletten kurtulmak olur. Dinin emirlerini gözeterek yapılan bütün işler, alış verişler, yiyip içmeler, gafletten kurtulmak ve Allahü teâlâyı hatırlamak demektir.
Devamını oku »

17
Ağu

Fıtır Sadakası

   Yazan: dini-bilgiler   Kategori Dini Sorular ve Cevapları

Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisab miktarı malı (80.18 gr. altın) veya onun değerinde parası olan müslümanın fıtır sadakası vermesi vacipdir. Buna kısaca “Fitre” denilir. Fıtır sadakasının vacip olması için zekâtta olduğu gibi malın üzerinden bir yıl geçmesi ve artıcı nitelikte olması şart değildir.

Devamını oku »

17
Ağu

Günah işleyen müslümanlara kâfir denir mi?

   Yazan: dini-bilgiler   Kategori Dini Sorular ve Cevapları

Günah işleyen müslümana kâfir denmez. Çünkü Ehl-i sünnete göre, bir insan günah işlemekle kâfir olmaz. Bazı bid’at fırkaları, günah işleyene, kendileri gibi düşünmeyen müslümanlara kâfir demek sapıklığında bulunmuşlardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mümine kâfir diyenin, kendisi kâfir olur.) [Buhari]
Devamını oku »

Bediüzzaman, Risalelerin birçok yerinde, gelecekte gerçekleşecek önemli olaylardan bahsetmiştir. Bunlar arasında ahir zaman alametleri ve Mehdi konusu ise çok geniş bir yer tutmaktadır. Bediüzzaman “hakiki beklenen ve bir asır sonra gelecek olan zat” (Kastamonu Lahikası, 57) şeklinde ifade ettiği Hz. Mehdi’nin gelişinin, Allah’ın bir vaadi olduğunu ve mutlaka gerçekleşeceğini şöyle bildirmiştir:
Devamını oku »

30
May

Domuz etinin haram olma sebebi nedir?

   Yazan: admin   Kategori Dini Sorular ve Cevapları

Haramlar ve helâller için bir çok hikmet ve maslahat sıralanabilir şüphesiz. Ama bu hikmet ve maslahatlar illet yerine algılanamaz. İllet sadece Allah’ın bir şeyi emretmiş olması veya nehy etmiş olmasıdır.

Cenab-ı Hak domuz etini açıkça haram kılmıştır. Bu yasaklamanın hikmeti araştırıldığında domuz etinin pis olduğu, kirli ve atık maddelerle beslendiği, etinde kaynatmayla ölmeyen tenya bulunduğu, dişisine karşı kıskanç olmadığı… vs. gibi bir çok hikmet bulunabilir. Fakat bir mü’min için hikmet değil, illet önemlidir. Yani domuz etinden illeti nedeniyle (Allah nehy etti diye) uzak kalmak, hikmeti nedeniyle (zararından sakınmak niyetiyle) uzak kalmaktan çok daha efdaldir.

Bu, diğer emir ve nehylerde de böyledir. Ramazan orucunun bir çok hikmeti vardır. Hepsi de sıhhat için, vücut için, sosyal hayatın barış ve huzuru için güzeldir. Fakat biz bu hikmetleri için değil, illeti olan Hakkın emrini yerine getirmek için oruç tutarız. Eğer sırf hikmetlerini elde etmek niyetiyle oruç tutarsak bu oruç hâlis olmaz ve makbul olmaz.

Diğer yandan, kıskançlık duygusu insanlar için söz konusudur. Hayvanlar tabiatları ve yaratılışları itibariyle zaten kıskanç değildirler. Etini yediğimiz nice hayvan var; dişisi olsun, erkeği olsun, bir saatin içinde kaç defa eş değiştirebilmektedirler. Hayvanları insan ölçüleriyle hizâya getirmek onların tabîatlarına uygun düşmediği gibi, bize de bir ders vermez. Fıtrî de olmaz. Onları olduğu gibi, fıtratta bulduğumuz gibi kabul edeceğiz.

Bununla berâber, domuz etinin kıskançlığı öldürmesi bir vâkıa olabilir. Fakat domuz etinin sadece kıskanç olmaması nedeniyle haram kılındığını söylemek yeterli bir gerekçe teşkil etmez. Bu bir çok gerekçelerden sadece bir tanesi olabilir. Öyleyse tüm gerekçeleri bir yana bırakıp illetle yetinmek, yani sadece Allah’ın yasaklamış olduğu gerçeğini kâfi görmek en doğru olanıdır.

Kayıp eşya kullanılır mı? Kullanılırsa şartları nelerdir?

İslâm hukukunda buluntu mallara, yani yolda veya umumî bir yerde bulunan ve sahibi bilinmeyen mallara “lukâta” denir.

Lukâtâyı almanın hükmü ikidir:

1- Eğer lukâtânın kaybolacağı, telef olacağı, zâyî olacağı, çalınacağı ve sâir olumsuzluklarla mal sahibine ulaşmayacağı anlaşılırsa, mal sahibine ulaştırmak amacıyla el koymak farzdır.

2- Eğer lukâtâ zayi olma, çalınma ve telef olma korkusu duyulmayan ve mal sahibine ulaşacağı bilinen emîn bir yerde bulunuyorsa onu oradan almak farz değildir.

Kayıp bir mal bulunduğunda, imkânlar ölçüsünde elde bulunan bütün duyuru araçları kullanılarak îlân edilir. Îlân edilirken malın cinsi, miktarı, modeli, markası, tipi… vs. mal sahibini keşfetmeye yarayan özellikleri açıklanmaz. Böylece malın, mal sahibi olmayan birisi tarafından alınmasına da engel olunmuş olur.

Sosyal iletişim araçlarıyla yeterli derece îlân edildikten sonra buluntu malın sahibi ortaya çıkmamışsa, bulan kimse serbesttir: Dilerse onu bir süre daha elinde tutar, dilerse bir fakîre geçici sadaka olarak verir. Dilerse ve kendisi de fakir ve muhtaç durumdaysa bu malı kendisi kullanır. Şayet bir süre sonra mal sahibi ortaya çıkarsa, mal tekrar mal sahibine iâde edilir veya bedeli ödenir.

Sahibinin lukâtâyı aramayacağını bilen kişi bundan faydalanabilir. Meselâ devşirilmiş bahçeden arta kalan veya yere dökülen meyveden sahibinin yararlanmayacağı kesin olarak biliniyorsa, toplanıp kullanılabilir.

Fakat sahibinin bunu kullanmayacağı bilinmiyorsa, bu mal kullanılamaz; mal sahibi haberdar edilir. Mal sahibi bilinmiyorsa ilân edilir.1

XML-Sitemap