Peygamberlerin mesajlarında bazı ortak yönleri vardır. Bunların başında Allah’ın varlığına ve birliğine, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine ve ahiret gününe iman gelir. Ayrıca inanç esasları, dünya ve ahiret mutluluğu, Allah’a nasıl ibadet edileceği gibi konular peygamberlerin mesajlarındaki diğer ortak yönleri oluşturur. Bu bakımdan ilk peygamber Hz. Adem’den son peygamber Hz Muhammed’e kadar her peygamberin insanlara getirdiği mesajın amacı; Devamını oku »
Hz Lüt (a.s)
Kur’ân-ı Kerim’de geçen peygamberlerden biri Lût (a.s) ile birlikte Hz. İbrahim’in kardeşi Hârân’ın oğludur. Lût (a.s), İbrahim (a.s) ile birlikte Harran’dan Filistin’e göç etti. Burada kıtlık baş gösterince Lût ve İbrahim (a.s.) beraberce Mısır’a gittiler. Bir süre sonra Mısır kralının verdiği mal ve sürüleri yanlarına alarak birlikte tekrar Filistin’e döndüler. Zamanla yerleştikleri bölge, sürülerini almaz oldu. Hz. Lût bunun üzerine, amcası İbrahim (a.s.)’ın bölgesinden ayrılıp Sedom şehrine yerleşti. Daha sonra bu şehre peygamber olarak gönderildi. Sedomlular bozuk ahlâklı, kötü niyet insanlar idi. Yol keserler, yolcuların elinde avucunda ne varsa alırlardı.
Sedom halkı dünyada daha önce kimsenin yapmadığı sapık işleri, ahlaksızlıkları yapıyor, eşcinsel davranışlarda bulunuyor, azgınlıkta birbirleriyle yarış ediyorlardı. Hz. Lût, kavmini doğru yola davet ettiyse de aldırmadılar. Yaptıkları kötü işleri devam ettirdiler. Karısı da ona inanmayanlardandı.
Hz. Lût, “âlemlerden hiç kimsenin sizden önce yapmadığı hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz” (el-A’raf, 7/80-81); “evet, siz cahil bir milletsiniz” (en-Neml, 27/55); “yol kesiyor ve toplantılarınızda fena şeyler yapmıyor musunuz?” (el-Ankebût, 29/29) diyerek onları doğru yola davet etti, içinde bulundukları delâlet ve cehaletten kurtarmağa çalıştı.
Hz Yunus(a.s)
Adı Kur’ân’da geçen peygamberlerden biri.
Soyu, Bünyamin vasitasiyla Ya’kûb (a.s)’a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)’a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiğine göre, isa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi, Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (ibn Sa’d, Tabakatü’l-Kübra, Beyrut 1957, I, 55). Buhârî’nin verdiği bilgiye göre ise, bu görüş yanlıştır. Aslında Matta, Yûnus (a.s)’in annesinin değil, babasının adıdır. Yani Yûnus (a.s), Yûnûs b. Matta diye anılınca, babasının adıyla anılmış olur (ez-Zebîdî, Sahihi Buhârî Muhtasari Tecridi Sarih Tercemesi ve serhî, trc: Kamil Miras, Ankara, 1971, IX, 152).
Yûnus (a.s)’in Ya’kub (a.s)’in torunlarından olduğu, Kur’ân’da şöyle haber verilmiştir: Devamını oku »
Hz. YAHYA (a.s)
Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından, Kur’an’da: “Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik” (Meryem, 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.), Zekeriya (a.s)’ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da, Allah tarafından verilmişti.Yahya (a.s)’nın yüzü güzel, kaşları çatık, saçları seyrek, burnu uzun, sesi ince ve parmakları kısa idi. O, İsâ (a.s)’dan altı ay önce dünyaya gelmişti. Yani Isâ (a.s)’dan altı ay büyüktü. Dolayısıyla, Musa (a.s)’nın şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuydu. Devamını oku »
Hz İdris (a.s)
Hz. ZEKERİYYA (a.s)
Kur’ân’da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)’a dayanmaktadır. Kur’ân’da anılan duâlarından (Meryem, 16/6) anlaşıldığına göre, soyu daha sonra Yâkub (a.s)’a varmaktadır (el-Kurtubî, Ahkâmu’l-Kur’ân, Kahire 1967, XI, 82; er-Razî, Mefâtihu’l-Gayb, Mısır 1937, V, 769).
Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi, aynı zamanda onların bilgini, reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa’l-ebî, el-Arais, 1951, 372).
Onun hakkında çeşitli âyet ve hadisler vardır. Ebû Hureyre’nin naklettiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s);” “Zekeriyya (a.s) marangoz idi”(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, Mısır, 1954, II, 405) diyerek O’nun elinin emeği ile geçinen bir sanat ehli olduğunu haber vermiştir.
Devamını oku »
Allah her topluma peygamber göndermiştir. Kur’an’da “…her ümmete bir peygamber gönderdik…” ayeti bu durumu dile getirmektedir. Allah, insanlara çok sayıda peygamber göndermekle birlikte Kur’an’da bunlardan pek azından söz etmiştir. Bu konuyla ilgili bir ayette “Ant olsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana kıssalarını anlattığımız kimseler de var, durumlarını sana bildirmediğimiz kimseler de var…” denilmektedir. Bu ayete göre, Kur’an’da bildirilenler dışında da Allah peygamber göndermiştir.
Kur’an’da bazı peygamberlerin hayatından örnekler yer alır. Bazılarının ise yalnızca ismi geçer. Bazı isimlerin ise peygamber olup olmadığı açıkça belirtilmez. Kur’an’da adı geçen yirmi beş peygamber şunlardır: Âdem, İdris, Nuh, Hut, Salih, Lut, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Eyüp, Şuayb, Musa, Harun, Davut, Süleyman, Zülkifl, İlyas, Elyesa, Yunus, Zekeriya, Yahya, İsa ve Muhammed.
Allah, insana yeryüzündeki diğer canlılarda olmayan akıl ve vicdan yeteneklerini vermiştir. Bu yetenekler, insanın iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt etmesini sağlamaktadır. Ancak, zaman zaman insanlar bu yeteneklerini kullanmakta başarısız olmaktadır. Bu durumda Allah, onlara rahmetinin bir eseri olarak, insanlara sorumluluklarını hatırlatmak, buyruklarını bildirmek istemiştir. Bunun için de onlara peygamberler göndermiştir.
Peygamber sözcüğü Türkçe’ye Farsça’dan gelmiştir. Sözcük olarak Türkçe akrşılığı, habercidir. Dini bir terim olarak ise peygamber; Allah’ın insanlar arasından seçtiği elçisi ve habercisidir. Kur’an’da peygamber kelimesi yerine nebi ve resül sözcükleri kullanılır. Nebi sözcük olarak haberci anlamına, resül ise elçi manasına gelir.
Hz Hızır ‘ın Hayatı
Hz. Mûsâ döneminde yasamis ve peygamber olmasi kuvvetle muhtemel, hikmet ve ilim sahibi bir sahsiyet.
Kur’ân-i Kerîm’de, Hizir (a.s.)’in isminden açikça bahsedilmez. Ancak Kehf Sûresi’nin 60-82. âyetlerinde yer alan Hz. Mûsâ ile ilgili kissadan “Katimizdan kendisine bir rahmet verdigimiz ve kendisine ilim ögrettigimiz kullarimizdan bir kul…” (18/65) diye sözü edilen sahsin Hizir (a.s.) oldugu anlasilmaktadir. Çünkü bizzat Peygamber Efendimizden gelen sahîh hadislerde bu sahsin Hizir oldugu açikça belirtilmistir (bk. Buhârî, ilm 16, 44, Tefsîru’l-Kur’ân, Tefsîru Sûrati’l-Kehf 2-4; Müslim, Fedâil 170-174).
Bu rivayetlere göre bir gün Hz. Mûsâ isrâil ogullari arasinda vaaz ederken ona kendisinden daha hikmet ve ilim sahibi kimsenin olup olmadigi sorulmustu. Hz. Musâ: “Hayir, yoktur!” diye cevap verince Cenâb-i Hak bir vahiyle Hz. Mûsâ’yâ Mecme’u'l-Bahreyn’de (iki denizin kavusum yerinde) kullarindan salih bir kul olan el-Hadir (Hizir)’in kendisinden daha âlim oldugunu bildirdi. Bunun üzerine Hz. Mûsâ hizmetinde bulunan genç bir delikanli ile Hizir’i bulmak üzere uzun bir yolculuga çikti. ikisi, iki denizin birlestigi yere ulasinca, yolculukta yemek üzere azik olarak yanlarina aldiklari baliklarini unutmuslardi ve balik bir delikten kayip denizi boylamisti. Hz. Mûsâ oradan bir süre uzaklastiktan sonra yemek için delikanlidan baligi çikarmasini istedigi zaman baligin denize dalip kayboldugunu fârkettiler. Hz. Mûsâ’nin Hizir’i bulmasinin alâmeti, bu baligin kaybolmasi oldugundan derhal oraya geri döndüler ve orada Hizir (a.s.)’i buldular. Bundan sonra Hz. Mûsâ’nin Hizir ile, Kehf Sûresi 66-82. âyetlerinde anlatilan yolculugu basladi.
Hz Yunus’un hayatı
Adi Kur’ân’da geçen peygamberlerden biri.
Soyu, Bünyamin vasitasiyla Ya’kûb (a.s)’a ve onun vasitasiyla de ibrâhim (a.s)’a dayanmaktadir. Bazi alimlerin naklettigine göre, isa (a.s) annesinin adiyla isa b. Meryem diye anildigi gibi, Yûnus (a.s) da annesinin adiyla Yûnus b. Matta diye anilmaktadir. (ibn Sa’d, Tabakatü’l-Kübra, Beyrut 1957, I, 55). Buhârî’nin verdigi bilgiye göre ise, bu görüs yanlistir. Aslinda Matta, Yûnus (a.s)’in annesinin degil, babasinin adidir. Yani Yûnus (a.s), Yûnûs b. Matta diye anilinca, babasinin adiyla anilmis olur (ez-Zebîdî, Sahihi Buhârî Muhtasari Tecridi Sarih Tercemesi ve serhî, trc: Kamil Miras, Ankara, 1971, IX, 152).
Yûnus (a.s)’in Ya’kub (a.s)’in torunlarindan oldugu, Kur’ân’da söyle haber verilistir:
“Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim ibrâhim’e, ismail’e, ishâk’a, Yakub’a, torunlarina, isa’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Harûn’a, Süleyman’a da vahyetmis ve Davud’a da Zebûr’u vermistik” (en-Nisâ, 4/163).
Bu âyette ifâde edildigi gibi isâ (a.s), Eyyûb (a.s), Harun (a.s) ve Süleyman (a.s)’da Yunus (a.s) ile ayni soydan, Yakub (a.s)’in torunlarindandirlar.
Devamını oku »