Resulullah (s.a.a), Fil yılı Rabi’ul Evvel ayının 20 sine rastlayan (M.571’de) Pazartesi günü şafak vakti Mekke şehrinde dünyaya geldi.(1) Resulullah (s.a.a)’in değerli babası, Abdullah bin Abdulmuttalip bin Haşim bin Abdumenaf’dır. Değerli annesi ise Veheb bin Abdumenaf’in kızı Amine’dir. Görüldüğü gibi her iki şahsiyetin akrabalık bağı Abdumenaf’da birleşiyor.

Hz. Peygamber’in mübarek ismini İlahi emir gereği Muhammed, (2) künyesini ise Ebu’l Kasım (3) koyuyorlar.

İmam Bakır (a.s) buyurmuşlardır ki, Hz. Peygamber doğumunun yedinci günü Hz. Ebu Talib, Hazretin dünyaya teşrifinden dolayı bir kurban keser ve akrabalarını misafirliğe davet ederek şöyle der: “Bu Ahmed’in akikasıdır.” Misafirler; “Onun ismini neden Ahmed koydun?” diye sorduklarında, ise Ebu Talib; “Yer ve gök ehlinin övgüsünden dolayı onun ismini Ahmed koydum.” der.(4) İşte bundan dolayı Hz. Emir-ul Mü’minin Ali (a.s), Hz. Resulullah (s.a.a)’ın iki ismi bulunan peygamberlerden olduğunu söylemiştir.(5)

Peygamber (s.a.a) henüz daha dünyaya gelmeden babasını kaybetti; (6) dünyaya geldikten sonra da onu süt emmesi için Halime-i Sadiyye’ye emanet ettiler. İbn-i Sad’ın yazdığına göre, Halime Hazreti kucağına alır almaz döşü sütle doldu; öyle ki, Peygamber ve Halime’nin açlıktan uyumayan çocuğu da o sütten doydular.(7)

Peygamber (s.a.a) üç yaşına kadar annesi Amine’nin de gözetimiyle süt annesi Halime’nin yanında kaldı, daha sonra Mekke şehrine getirilerek annesine teslim edildi.

Peygamber (s.a.a) altı yaşında iken annesi Amine ve bakıcısı Ümmi Eymen’le birlikte akrabalarını görmek için Medine’ye giderler. Bir ay Medine’de kaldıktan sonra Mekke’ye dönüşte, Ebva denen yere (Cuhfe’den 37 km. uzak) ulaştıklarında Hazretin değerli annesi vefat eder ve orada defnedilir. Ümmi Eymen Hz. Peygamber’i Mekke’ye getirir ve ceddi Abdulmuttalib’e teslim eder. Böylece Abdulmuttelib Hazretin sorumluluğunu üstlenmiş olur.(8) Ama iki yıl sonra Abdulmuttalib de dünyadan göçer.(9) Onun vasiyeti gereğince de, Hz. Ebu Talib kardeşi oğlu Hz. Muhammed (s.a.a)’ın sorumluğunu üstlenir.(10)

İbn-i Abbas’ın naklettiğine göre, Ebu Talib Hz. Peygamber ile öyle ilgileniyordu ki, gece ve gündüz ondan bir an olsun ayrılmıyordu, onu kendi yanında yatırıyor ve onun hakkında kimseye güvenmiyordu.(11)

Hz. Resulullah (s.a.a) on iki yaşında iken (12) Ebu Talib’le birlikte Şam’a yolculuğa çıkarlar. Bu yolculukta Buheyra isminde bir rahiple karşılaşırlar. Buheyra, Hıristiyan alimlerinin en bilginlerindendi. Hz. Peygamber’i görür görmez, O’nun ahir-uz zaman Peygamberi olduğunu hemen anlar ve Ebu Talib’e dönüp şöyle der: “Önceki semavi kitaplarda bu gencin peygamberliğiyle ilgili haber vardır.(13)

Hz. Resulullah (s.a.a), erginlik çağına kadar Hz. Ebu Talib’in evinde kalılar ve ahlak, yiğitlik, halkla geçinmek ve emanete riayet etmek bakımından öyle bir yüce ahlak ve erdemlilik sergilerler ki halk ona “Emin” lakabını takarlar.(14)

Hz. Resulullah (s.a.a) yirmi yaşında iken “Hilf-ul Fodul” antlaşmasına katılmıştır. Bu antlaşma, Beni Haşim, Beni Zühre ve Beni Temim arasında yapılan insani değerleri önemseyen bir anlaşma idi. Bu antlaşma gereğince mazlumların hakları zorbalardan alınacak ve gereken yardımlar onlardan esirgenmeyecekti.(15)

Hz. Hatice asaletli ve serveti olan bir kadındı. Hz. Hatice erkekler vasıtasıyla ticaretle uğraşıyordu. Resulullah,ın doğru konuşan ve emin biri olduğunu öğrenince, Hazrete, kölesi Meysere ile birlikte ticaret yapmak için Şam’a gitmesini ve diğer tacirlerden daha fazla pay almasını önerdi. Hz. Resulullah (s.a.a) Hatice’nin bu önerisini kabul ederek onun malı ile Şam’a doğru yola çıktılar. O memlekette mallarını satıp işlerini bitirdikten sonra Mekke’ye döndüler. Mekke’de de oradan getirdikleri malları satıp öncekilere oranla iki kat veya daha fazla kar elde ettiler. Üstelik Meysere de yol boyunca Resulullah’dan gördüğü hareket ve davranışları Hatice’ye anlattı.

Bunun üzerine, Hatice, birisi vasıtasıyla Resulullah’a şöyle bir mesaj gönderdi: “Ey amca oğlu, aramızda akrabalık bağı olduğundan kavmin arasında yüce şeref ve nesebe sahip bulunduğundan, güvenilir, iyi huylu ve doğru konuşan olduğundan dolayı seninle evlenmeye gönüllüyüm.”

Hatice’nin bu evlenme teklifi öyle bir zamanda oldu ki, Hatice o zamanlar nesep açısından en köklü, şeref ve mal bakımından da bütün kadınların en üstünü idi; herkes onunla evlenmek istiyordu, ama o hiç kimseyi kabul etmiyordu.(16)

Resulullah (s.a.a) Hz. Hatice’nin bu evlenme teklifini kabul ederek amcalarını onu istemeye gönderir ve böylece bu mübarek vuslat gerçekleşmiş olur .(17)

Resulullah (s.a.a) evlendiği zaman yirmi beş yaşında idiler. (18) İbn-i Abbas ve bir grup diğer bilginlerin sözüne göre, Hz. Hatice de yirmi sekiz yaşında idi.(19)

Hz. Peygamber (s.a.a)’in Hz. Hatice ile evlenmesinden ikisi erkek, dördü kız olmak üzere toplam altı çocuğu olmuştur. Erkeklerin isimleri: Kasım ve Tahir; kızların isimleri ise Ümmi Gülüsüm, Rukayye, Zeynep ve Fatıma’dır.(20)

Hatice-i Kübra (a.s) Resulullah (s.a.a) ile ortak yaşantısında çok fedakarlıklar yapmıştır. O, bütün mal ve servetini aziz eşinin ihtiyarına bırakmış ve bütün kadınlardan önce Hz. Resulullah’a iman etmiştir. Resulullah (s.a.a) onun hakkında şöyle buyurmuştur:

“O, insanlar kafir olduğunda bana iman etti, halk beni tekzip ettiğinde o beni tasdik etti, halk beni mahrum bıraktığında o kendi malıyla bana yardımda bulundu.”(21)

Hz. Resulullah’ın yaşantısının en hassas dönemi, 40 yaşına girdiği dönemdir. Zira Hazret bu yaşta Receb’in 27. günü (M. 610) peygamberliğe seçilmiştir.(22) O zamandan itibaren üç yıl boyunca halkı gizlice İslam’a davet etmiştir. (23) Hz. Resulullah’a ilk iman eden Emir-ul Mü’minin Hz. Ali olmuştur. (24) Ondan sonra da Hz. Hatice iman etmiştir.

Bi’setin üçüncü yılında Resulullah (s.a.a), halkı açıkça İslam’a davet etmeye mamur kılındı. Bu emir gereği önce kendi yakınlarını misafirliğe davet edip onlara şöyle buyurdu:

“Allah Teala beni, sizi O’na davet etmeye emretmiştir. İçinizden kim beni tasdik edip, bu işte bana yardımcı olursa, sizin aranızdaki kardeşim, vasim ve halifem olacaktır.” (25)

Teberi’nin yazdığına göre, bu toplantıda Hz. Ali, Peygamber’e yardımcı olacağını ilan eden tek şahıs oldu. Peygamber (s.a.a) de oradakilere şöyle buyurdu:

“Bilin ki, bu şahıs, benim sizin aranızdaki kardeşim, vasim ve halifemdir; onun sözlerini dinleyin ve emirlerine itaat edin.” (26)

Resulullah (s.a.a) akrabalarını İslam’a davet ettikten sonra, halkın da putlarını bırakıp sadece Allah’a ibadet etmelerini istedi. Bu söz onlara çok ağır geldi; az bir grup hariç, hepsi Hazretle düşman olmaya başladılar. O kritik anda, Mekke’nin büyüğü ve Peygamber’in amcası olan Hz. Ebu Talib, kardeşi oğlunun yardımına koştu ve onu yalnız bırakmayacağına dair yemin etti.(27) Gerçekten öyle de yaptı. Hz. Ebu Talib, hayatta olduğu müddetçe Kureyş, Hz. Peygamber’i fazla incitemedi.

Kureyş büyükleri, Hz. Ebu Talib’in varlığıyla Hz. Peygamber’i tam baskı altına alamadıklarını görünce, yeni Müslüman olanları eziyet ve işkence etmeye başladılar. Peygamber (s.a.a), Müslümanların Kureyş’in zulüm ve eziyetinden kurtulmaları için onlara Habeşi’ye hicret etmeleri için izin verdi.

Bi’setin altıncı yılında, Mekke müşrikleri, Peygamber (s.a.a)’i öldürme kararı aldılar. Bu yüzden Hz. Muhammed (s.a.a)’i kendilerine teslim etmedikçe, Beni Haşim’le muamele yapmayacak ve onlardan evlenmeyeceklerine dair kendi aralarında bir antlaşma imzaladılar. Bu antlaşmayı bir deri sayfaya yazıp Ka’be’nin duvarına astılar. Beni Haşim de canlarını korumak için Peygamber (s.a.a) ile “Şi’b-i Ebu Talib” deresine sığındılar; üç yıl boyunca orada kaldılar. Üç yıl sonra Allah Teala Peygamberine, antlaşmayı “Allah” lafzı hariç, karıncaların yediğini haber verdi. Hz. Ebu Talib bu haberi Kureyşlilere iletti ve onlara; “Eğer Muhammed’in söyledikleri doğru çıkarsa ne yaparsınız?” diye sordu. Onlar da: “Artık el çekeriz” dediler. Kureyşliler Ka’be’ye gidip oraya astıkları antlaşmanın “Allah” lafzı hariç karıncalar tarafından yenildiğini görünce, kendi antlaşmalarından vazgeçtiler. Bi’setin onuncu yılında vuku bulan bu olay neticesinde Mekke halkından bir çok kimseler İslamiyet’i kabul ettiler. Böylece Beni Haşim Şi’bi Ebu Talib’den dışarı çıkabildi.(28)

Peygamber (s.a.a) bi’setin onuncu yılında iki büyük yardımcısı olan Hz. Ebu Talib ve Hz. Hatice’yi kaybetti, (29) bu iki büyük şahsiyetin ölümü Hazrete çok ağır geldi, bundan dolayı o yılın ismini “Hüzün Yılı” koydu.(30)

İmam Zeyn’ul- Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Resulullah (s.a.a), Ebu Talib ve Hatice’yi kaybettiğinde artık Mekke’de kalması güçleşmişti… Allah Teala bundan dolayı Hz. Peygamberin, Mekke’de yardımcısı olmadığından orayı terk edip Medine’ye doğru hareket etmesini emretti”(31)

Hz. Ebu Talib dünyadan göçtükten sonra Kureyşin peygambere eziyeti gittikçe fazlalaştı, Hazrete defalarca ihanet edip O’nun canına kıymak istediler. (32)

Mekke müşrikleri, bi’setin on üçüncü yılı “Dar’un Nedve” denilen bir yerde toplanıp Hz. Peygamberi öldürme kararı aldılar. Bu karara göre çeşitli kabilelerden oluşan gençler hep birlikte Hazrete saldıracak ve kimin tarafından öldürüldüğü bilinmeyecekti. (33)

Hz. Peygamber (s.a.a), İlahi vahiyle bu komplodan haberdar oldu ve geceleyin Mekke’den ayrılarak Medine’ye doğru yola çıktı. Emir’ul- Mü’minin Hz. Ali de Peygamber (s.a.a)’in canını korumak için O’nun yatağında yattı. (34)

Peygamber (s.a.a), Rabi-ul Evvel ayının ilk günü Mekke’den ayrıldı ve aynı ayın on ikinci günü Medine’nin yakınlarında olan “Kuba” denilen yere vardı ve orada yaklaşık on gün Hz. Ali’yi bekledi. (35)

Bu müddet içerişinde de Kuba camisini yaptırdı. Daha sonra Hz. Ali’nin gelmesiyle Medine’ye teşrif buyurdular .

Hz. Peygamber’in hicreti ardından Mekke Müslümanları da yavaş-yavaş Medine’ye hicret etmeye başladılar. Peygamber (s.a.a), Muhacir ve Ensar (Medine halkı) arasındaki samimiyet bağını güçlendirmek için onların aralarında kardeşlik bağı oluşturdu.

Peygamber (s.a.a), bu teşebbüsü ile Medine’de İslami bir toplum oluşturmuş ve Muhacirlere yardım için de uygun bir zemin hazırlamıştı.

Bu küçük İslam toplumunun kuruluşundan daha on dokuz ay geçmemişken Müslümanlarla Mekke müşrikleri arasında savaş ateşi tutuştu. İlk önemli savaş Bedir savaşı idi, onun peşi sıra Uhud, Handek, Hayber,Tebuk vb….savaşlar da vuku buldu.

Peygamber (s.a.a)’in savaşları iki çeşittir; birincisi, kendisinin katıldığı savaşlardır, bu savaşlara “Gazve” denilir. Diğeri ise kendisinin katılmadığı savaşlardır, bu savaşlara da “Seriyye” deniliyor. Gazvelerin sayısının 28, seriyyelerin sayısının ise 38 tane olduğunu söylemişlerdir. (36) Bunca savaş, dokuz yıldan az bir zamanda vuku bulmuştur.

Bu gazve ve seriyyeler, Müslümanların Hicaz topraklarında azamet ve güçlerinin aşikar olmasına ve bir çok Arap kabilelerinin Hz. Peygamberle barış antlaşmaları imzalamalarına sebep oldu.

Bu antlaşmaların en önemlisi, Hudeybiye antlaşması idi. Hz. Peygamber bu antlaşmayı, hicretin altıncı yılında Mekke müşrikleriyle yaptı. Bu antlaşma, Hicaz toprağında nispi bir emniyet ve huzurun oluşmasına yol açtı ve diğer topraklarda da İslam’ın yayılmasına ortam hazırladı.

Peygamber (s.a.a), hicretin yedinci yılında İslam’ın geniş bir şekilde yayılmasını sağlamak için bir çok mektuplar yazmış ve bu mektupları İran, Rum, Habeş, Mısır, Yemame, Bahreyn vb. ülkelerin kıralı ve padişahlarına göndererek kendi mesajını onlara iletmiştir. (37) Hazret bu mektuplarda onları İslam’a davet ediyordu. Bu vesileyle Hz. Peygamber’in cihanı risaleti dünyanın her tarafına bildirilmiş ve böylece İslam’ın mesajı uzak memleketlere de ulaşma imkanını bulmuştur.

Hicretin sekizinci yılının Ramazan ayında Mekke şehri Peygamber tarafından fethedildi. (38) Resulullah (s.a.a) ordusuyla birlikte savaşmaksızın Mekke şehrine girdi, ilk teşebbüsünde Mekke halkının hepsini affetti ve Kabe’de bulunan üç yüz altmış putu oradan temizledi (39) ve sonra minbere çıkıp şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Allah Teala cahiliyye tekebbürünü ve atalarla övünmeyi sizin aranızdan temizledi. Bilin ki siz Adem’densiniz, Adem de balçıktandır. Bilin ki, Allah’ın en iyi kulları O’ndan korkan ve günah işlemeyendir.” (40)

Resulullah (s.a.a), Mekke’de kısa bir müddet kaldıktan sonra Medine’ye doğru hareket etti. Bir kaç aydan sonra, Rum ordusunun İslam ülkelerine saldırıp o topraklarda ilerlemeyi amaçladıklarını öğrendi. Hazret bu haberi öğrenir öğrenmez İslam ordusunun, Rum ordusuna karşı koymak için Şam sınırlarına doğru hareket etmelerini emretti, kendisi de ordunun komutanlığını üzerine aldı. Uzun bir mesafeyi kat ettikten sonra, Hicretin dokuzuncu yılının Şaban ayında Şam sınırında bulunan Tebuk topraklarına ulaştılar. Ama Rumlulardan hiçbir eser yoktu. Çünkü Rum ordusu, Hz. Peygamber’in komutanlığındaki İslam’ın güçlü ordusunun hareketinden haberdar olmuş ve Müslümanlar karşısında yenilgiye uğramak korkusundan aldıkları kararlarından vazgeçmişlerdi.

Resulullah (s.a.a) düşman tehlikesinin olmadığını görünce, ordunun Medine’ye dönmesini emretti. “Tebuk” ismiyle meşhur olan bu gazve, Hz. Peygamber’in en son gazvesi sayılmaktadır.

Hz. Peygamber (s.a.a)’in Hicaz topraklarındaki en fazla muvaffakiyet elde ettiği yıl, hicretin dokuzuncu yılıdır. Çünkü o yılın hac merasiminde müşriklerden beraat ilan edildi. (41) Bu önemli mesele, Kurban Bayramında Emir’ul- Mü’minin Hz. Ali (a.s) vasıtasıyla düşmanlara duyuruldu ve onlara, İslam’a karşı tavırlarını belirlemeleri için dört ay mühlet verildi. Bu beraatın ilanı neticesinde çeşitli kabilelerin elçileri Medine’ye doğru akın etmeye başladılar. Hepsi Hz. Peygamber’in huzuruna gelip İslam’ı kabul ettiklerini veya İslam’ın sığınağında yaşamaları için cizye ödemeye hazır olduklarını ilan ettiler.

O yıl çok fazla elçinin Medine’ye akın etmesinden dolayı o yıla “Amm’ul- Vefud” (elçiler yılı) ismini vermişlerdir. Böylece puta tapma adet ve geleneği Hicaz toprağından silinmiş ve yerine tevhit dini yerleşmiştir.

Resulullah (s.a.a), hicretin onuncu yılında hac amellerini yapmak için Mekke’ye yolculuk yapmaya hazırlandı. Müslümanlar da bu haberi duyunca, hac amellerini doğru bir şekilde kamil olarak öğrenmek için yolculuğa hazırlandılar. Resulullah (s.a.a) Zilkade ayının sonuna dört gün kala Medine’den ayrıldı, Zilhacce’nin dördüncü günü ise Mekke’ye vardı. (42) Hac amellerini yaptıktan sonra Müslümanlarla birlikte o şehirden ayrıldı ve Medine’ye doğru yola koyuldu. Yüz yirmi bin civarında olan hac kervanı “Cuhfe” denilen yere yetiştiğinde, Hz. Peygamber tarafından kervanın durdurulması emredildi. Hazret namazını kıldıktan sonra Gadir-i Hum kenarında bir hutbe okudu sonra Hz. Ali’nin elinden tutarak yüksek bir sesle şöyle buyurdu:

“Ben kimin mevlası (efendisi) isem Ali de onun mevlasıdır. Allahım, ona yardım edene sen de yardım et, onu yalnız bırakını sen de yalnız koy…” (43)

Bu vakıa, Zilhacce’nin on sekizinci günü vuku buldu. Hz. Peygamber’in halife tayin etme işi bir kaç defa çeşitli yerlerde tekrarlanmıştır.

Hz. Peygamber (s.a.a) Haccet’ul- Veda yolculuğundan sonra, ömrünün son günlerini yaşıyordu, nihayet hicretin on birinci yılı Sefer ayının yirmi sekizinde fani dünyadan ayrılıp ebedi yurda göç etti. (44)

Peygamber (s.a.a)’in Hatice’den altı çocuğu vardı, onların isimlerini daha önce zikrettik. Mariye’den de İbrahim isminde bir oğlu vardı. Hazretin, Fatıma (a.s) hariç bütün evlatları kendi hayatı döneminde vefat ettiler. (45) Hz. Peygamber’in nesli, Hz. Fatıma’dan devam etti.

KAYNAKLAR:

(1) İkbal’ul- Amal C. 3 S. 121

(2) Kafi C. 8 S. 301

(3) Tabakat C. 1 S. 106

(4) Kafi C. 6 S. 34

(5) Uyun-u Ahbar’ur Rıza C. 1 S. 245

(6) Kısas-ul Enbiya-i Ravendi S. 316

(7) Tabakat C. 1 S. 111

(8) Tabakat C. 1 S. 112, 117

(9) Sire-i İbn-i İshak S. 68

(10) El- İsabe C. 4 S. 115 Menakıb-i İbn-i Şehraşub C. 1 S. 36

(11) Kemal-ud Din C. 1 S. 172

(12) Tabakat-i İbn-i Sa’d C. 1 S. 121

(13) Sire-i İbn-i İshak S. 73, Sire-i İbn-i Hişam C. 1 S. 319, Tarih-i Teberi C. 2 S. 32

(14) Tabakat-ı İbn-i Sa’d C. 1 S. 128

(15) Tabakat-ı İbn-i Sa’d C. 1 S. 128

(16) Sire-i ibn-i İshak S. 81, Tarih-i Teberi C. 2 S. 34

(17) Tarih-i İbn-i Esir C. 2 S. 40

(18) Misbah-ül Mutahaccid S. 732

(19) Keşf-ul Ğumme C. 2 S. 136, Fusul-ul Muhimme S. 147, Ensab-ul Eşraf C.1 S. 98 Şecerat-uz Zeheb C.1 S. 14

(20) El Hisal C. 2 S. 404, Kurb-ul Esnad S. 9 Tarih-i Yakubi C. 2 S. 340

(21) İstiab C. 2 S. 721, Usd-ul Ğabe C. 7 S. 84, El-İsabe C. 4 S. 62 Tezkiret-ul Havas S. 303

(22) Kafi C. 4 S. 149

(23) Kemal-ud Din C. 3 S. 345

(24) İstiab C. 3 S. 1090, 1095

(25) Tarih-i Teberi C. 2 S. 62

(26) Tarih-i Teberi C. 2 S. 62

(27) El- Huccet-ul A’la’z Zahib S. 249

(28) Tarih-i Yakubi C. 1 S. 350

(29) Tabakat C. 1 S. 125

(30) Emta’ul Esma S. 27, Kısas’ul Enbiya S. 317

(31) Kafi C. 8 S. 340

(32) Tarih-i Yakubi C. 1 S. 355

(33) Tarih-i Yakubi C. 1 S. 358

(34) (Tabakat C. 1 S. 228

(35) Kafi C. 8 S. 339

(36) Sire-i İbn-i Hişam C. 6 S. 18, 19

(37) Sire-i İbn-i Hişam C. 4 S. 254

(38) Emali-yi Tusi S. 342, Tefsiri-i Ayyaşi C. 2 S. 73

(39) Emali-yi Tusi S. 336

(40) Kafi C. 8 S. 246

(41) Tefsir-i Ayyaşi C. 2 S. 72

(42) Kafi C. 4 S. 245

(43) Zehair-ul Ukba S. 67, Menakib-i İbn-i Meğazili S. 18

(44) Bihar-ul Envar C. 22 S. 514, 531

(45) Bihar-ul Envar C. 22 S. 151

22 Ekim 2007, 18:52 tarihinde Biyografiler, Hz Muhammed ve Sünnetleri, Peygamberler kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

68 comments so far

 1 

arkadaşlar hazreti muhammedimizin misafirlere karşı sözleri ve davranışları nasıldır

11 Kasım 07 Saat 13:26
 2 

sorunuzun cevabını aşağıdaki adresden bulabilirsiniz:

http://www.dini-bilgiler.com/islamiyet-ve-misafir/

12 Kasım 07 Saat 21:57
gülçin ergül
 3 

çok güzel olmuş ama hz.muhammedin hicreti lazım bana koyarsanız sevinirim iyi günler

01 Aralık 07 Saat 12:28
hayalet
 4 

çok güzel olmuş ama bana hicreti lazım onuda koyarsanız sitenize dahada güzel olucak

16 Aralık 07 Saat 15:42
 5 

aşağıdaki adresten hicret hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz:

http://www.dini-bilgiler.com/mekkeden-medineye-hicret/

16 Aralık 07 Saat 16:27
muhammed
 6 

aradığım ödev bu çok teşekkür ederim ve ayrıca siteniz çok güzel olmuş

18 Aralık 07 Saat 17:12
esranur
 7 

çok teşekkürler çok güzel olmuş tam da aradığım ödev

24 Aralık 07 Saat 21:00
 8 

Çok güzel olmus ama benim microsaft wordumde yapıstırılmıyooooo

25 Aralık 07 Saat 22:46
 9 

Sitede emegi gecen herkese tesekkurler

http://www.1bilgi.com

Sizleride sitemize bekliyoruz

Nice yillara…

27 Aralık 07 Saat 05:32
idil
 10 

ya bi şey sorabilir miyim? öğretmenimiz peygamber efendimizin hayatını bize daha da özetli yazmamızı istedi bunda olan bilgilerin en önemli yerlerini de bulundurursanız olur mu? ayrıca siteniz çok güzel olmuş
din derslerinde çok işime yarar hihi

04 Ocak 08 Saat 20:00
 11 

HZ. MUHAMMED’İN HAYATI

Hz. Muhammed Hicret’ten 52 yıl önce (Milâdi 570), Rebiülevvel ayının 17. gününde Mekke şehrinde dünyaya gelmişlerdir. Babası, Hz. Abdullah daha Hz. Muhammed dünyaya gelmeden, 25 yaşlarında vefât etmiştir. Annesi, Hz. Âmine’yi ise 6 yaşında iken kaybetmiştir. Küçük yaşta babasını ve annesini kaybeden Hz. Muhammed’i, dedesi Abdülmuttâlib himayesine aldı ve o zamana kadar kimseye verilmemiş olan Muhammed adını kendisine verdi. O da bir yıl sonra vefât edince, Hz. Muhammed’i amcalarından, Hz. Ali’nin babası Hz. Ebû Tâlib yanına alıp büyütmüştür. Hz. Muhammed Mekke’nin en büyük ailesi olan Hâşimiler’dendi.

Peygamberler, Peygamber olarak dünyaya gelirler ve o vazife için yaratılmışlardır. Peygamberlik gibi ağır bir emaneti yüklenmek için bir hazırlık devresi geçirirler, sonunda ilâhi vahye mazhar olurlar ve insanlara ilâhi emirleri tebliğe başlarlar.

Hz. Muhammed’in hayatı, Peygamberliğini açıklamaya emir alıncaya kadar; sade, temiz, çok dürüst ve yaşayışı da insanlığa örnek bir yaşayış idi.

Hz. Muhammed genç yaşlarında iken bütün Hicâz’da, daha Peygamberlik gelmeden önce, huylarının güzelliği ve her hususta emin oluşları dolayısıyla, Araplar tarafından “Muhammed’ül Emin” diye anılmaya başlanmıştı. Babasından mal, mülk, bir şey kalmadığı için bir hayli fakirdi; yalnız çok soylu bir aileden olduğu için çok itibar görürdü.

Hz. Hatice ile Evlenmesi

Kureyş hanımlarından olan Hz.Hatice ticaretle uğraşmakta idi. Çok zengin ve dul olduğundan, mallarını idare etmesi, ticaretini sürdürmesi için emin bir kişi olarak gördüğü Hz.Muhammed’i kendisine yardımcı seçti. Daha sonra Hz.Muhammed ile Hz.Hatice evlendiler. Evlendiklerinde Hz.Muhammed 25, Hz.Hatice ise 38 veya 40 yaşlarında idi. Hz.Muhammed’in, Hz.Hatice’den iki erkek, dört kız çocuğu olmuştur.Bütün evlâtları kendi zamanında âhiret dünyasına göç etti. Hayatta kalan tek evlâtları Hz.Fâtıma ise Hz.Muhammed’in, Peygamberlikleri zamanında Hicret’ten 11 yıl önce dünyaya gelmiştir.

Hz.Muhammed’in soyu çok sevdiği kızı “Ehl-i Beyt”ten olan Hz.Fâtıma’dan yürümüştür. Hz.Fâtıma’dan da, Hz.Peygamber’in çok sevdikleri “Ehl-i Beyt”ten olan torunları Hz.Hasan ile Hz.Hüseyin dünyaya gelmişlerdir.

İlk Vahy’in Gelişi

Hz.Muhammed ilk vahy’in gelişini şöyle anlatıyorlardı:

“Hirâ dağında, adımın çağrıldığını duyardım; fakat çağıranı göremezdim. Derken bir gün melek göründü bana; kucakladı beni, göğsüne bastırdı, sıktı ve «Oku» dedi. Ben okumak bilmem dedim. Tekrar sıktı «Oku» dedi. Aynı sözü söyledim. Yine sıktı «Oku»” dedi. Ve Kur’ân-ı Kerîm’in şu âyetlerini okudu:

“(1) Oku Rabbinin adıyla ki bütün mahlûkatı yarattı, (2) İnsanı da bir parça kan pıhtısından var etti; (3) Oku ve Rabbin, pek büyük bir kerem sâhibidir, (4) Öyle bir Rab ki kalemle öğretmiştir, (5) İnsana bilmediğini belletmiştir (öğretmiştir).” (Alâk 1-5. âyetler)

Bu âyetler Hz.Muhammed’e ilk inen sûrenin ilk beş âyetidir.Hz.Muhammed’e, Allah tarafından ilk vahiy Ramazan ayında nâzil olmuştur.

“Ramazan ayı ki onda Kur’ân inzal olunmuştur. Kur’ân nas için aynı hidâyettir; doğru yola götüren, hak ile bâtıl arasını ayıran açık delillerdir.” (Bakara 185. âyet)

Kur’ân-ı Kerîm, Hz.Peygamber ebedî âleme göçene kadar 23 yılda tamamlanmıştır. Nâzil olan bütün âyetler, Allah tarafından zaman zaman vahiy edilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de; kulun, yani Peygamber’in Allah ile ancak vahiy yoluyla konuşabileceği anlatılmaktadır. Bu konudaki âyetler de şunlardır:

“Vahiyle veya perde ardından olması veya bir elçi gönderip ona kendi izniyle dilediği şeyi vahiy etmesi suretlerinden başka hiçbir suretle Allah’ın konuşması hiçbir insana müyesser olmaz. Çünkü O yücedir, işinde hakimdir.” (Şûra 51. âyet)

“(192) Kur’ân şüphesiz Rabbelâleminin indirmesidir. (193-194-195) Sen Tanrı azâbıyla korkutanlardan olasın diye onu «ruh-i emin» açık olan Arap diliyle indirmiştir.” (Şuarâ 192-195. âyetler)

“ (16) (Ey Muhammed)! Vahiy bitmesin diye acele almak için dilini kımıldatma. (17) Çünkü onu kalbinde toplamak ve lisanında kıraatini sabit kılmak bize aittir. (18) Sana Kur’ân-ı Kerîm’i kıraat eylediğimizde sen onun kıraatine tâbi ol. (19) Onu izah ve beyân yine bize düşer.” (Kıyâmet 16-19. âyetler)

Peygamber Oluşu

Hz.Muhammed 40 yaşlarında iken (Milâdi 610), yine Hirâ dağındaki mağarada halvette bulunuyordu. Bu sefer Allah tarafından, kendisini doğrudan doğruya Peygamberlik görevine çağıran, Kur’ân-ı Kerîm’in Müddesir Sûresi’nin 1-7. âyetleri nâzil oldu.

“(1) Ey örtüsüne bürünmüş Peygamber! (2) Kalk azapla korkut. (3) Rabbini büyüklükle an, (4) Elbiseni temiz tut. (5) Azâba bais olan şeyleri bırak. (6) Çok istemek üzere bir şey verme. (7) Rabbin için her şeye katlan.”

Gelen bu “vahiy”den sonra artık “vahiy”lerin arkası kesilmedi. Sürekli ve zamana bağlı olarak “vahiy” gelmeye başladı. Hz.Muhammed’in, Peygamberlik hayatı iki devreye ayrılır. Birinci devre Peygamberliğinin başlangıcından Medine’ye Hicret’ine kadar geçen 13 yıllık dönemdir (Milâdi 610-622). İkinci devre ise Hz.Peygamber’in Hicret’ten, Hak’ka vuslat edinceye kadar geçen 10 yıllık dönemdir (Milâdi 622-632).

Hz.Muhammed halkı İslâmiyete davete başladığında, erkeklerden ilk olarak Hz.Ali, kadınlardan da Hz.Muhammed’in eşi Hz.Hatice Müslüman olmuş; ona inanmışlar, uymuşlar ve ezeli îmanlarını izhâr etmişlerdir. Belli bir süre sonra da Hz.Muhammed; önce akrabalarını, ardından Safa Tepesine çıkarak tüm Mekke halkını, Allah’tan gelen emir gereğince açıktan açığa, Müslüman olmaya çağırmaya başladı.

04 Ocak 08 Saat 20:24
eren
 12 

çok begendim bu siteyi

05 Ocak 08 Saat 14:47
Ösqeh
 13 

aradıqım ödev ama cok uzun kısa ve öz olsaydıı yeterli iidi ama olsn saol kardsshh

05 Ocak 08 Saat 22:56
ali
 14 

bu hz.muhammedin kısaca hayatı özeti deilki

09 Ocak 08 Saat 09:45
eren bakıcı...:)
 15 

bence çok güzel yazmışlar fakat yazım hatası yapmışlar ……:(

10 Ocak 08 Saat 18:56
 16 

kim yazdıysa çok güzel olmuş teşekkürler

10 Ocak 08 Saat 23:04
 17 

çok güzel hz muhammedle ilgili çok güzel bilgiler veriyo ama benim istediğim kadar yani daha doğrusu benim istediğim bilgiyi bana vermiyor!

12 Ocak 08 Saat 23:37
damla
 18 

ii olmuş ama çok fazla uzun olmuşş bizim yapcamız ödev 5 sayfa felannn hemde yeterli bilgi yokk

15 Ocak 08 Saat 15:27
İLKNUR
 19 

siteniz çok güzel olmuş

20 Ocak 08 Saat 14:25
 20 

bence soru bölümü olsaydı biz sorup site cevaplasaydı

16 Şubat 08 Saat 17:00
burçak
 21 

süper olmuş ama çok uzun birde fazla olmuş bizim yapacağımız ödev 3 sayfa bunların sığıcağını ummuyorum ama yinede tek kelimeyle harika olmuşşş

19 Şubat 08 Saat 18:46
buse
 22 

ya site gzlde bu ödev az olmuş biraz bizimki en az 10 sf. olcaktı:D:D

24 Şubat 08 Saat 10:54
çisil
 23 

en sonunda bir burdan bukdum istediğim bilgiyi

25 Şubat 08 Saat 21:43
 24 

ÇOK GÜZEL BİR SİTENİİİİİİİİİZ VAAAAAAAR

26 Şubat 08 Saat 16:59
su
 25 

iyi ama biraz kişilik özellikleri olsaymış iyi olurmuş

27 Şubat 08 Saat 21:14
 26 

bu site hazreti muhammedi,in konusu gsl de ben daha çok ve istediyim konu hakkında bilgi istiyorum…BUSE

28 Şubat 08 Saat 20:07
 27 

ya site gsl de bana göre şöyle biraz sorulu ve cevaplı ve not almacalı olmuş olsaydı ben bu siteye her gün girerrdim Valla çüünkü soru çözmeyi çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk seviyorummmmmmmmmmm

28 Şubat 08 Saat 20:12
 28 

bence harikaaaaaaaa

02 Mart 08 Saat 19:11
burçak
 29 

bu site çok güzel am birazcık daha bilgiler eklense tam olucak ama yinede güzel bir sayfa çok güzel bir ödev için hazırlanmış tam istediğim gibi

03 Mart 08 Saat 20:45
yasemin
 30 

bu site çok güzel am birazcık daha bilgiler eklense tam olucak ama yinede güzel bir sayfa çok güzel bir ödev için hazırlanmış tam istediğim gibi

03 Mart 08 Saat 20:46
 31 

bu site tam aradığım gibi olmuş bu sitede tüm emeğigeçenlere tşk ederim

05 Mart 08 Saat 16:02
by | burak
 32 

hicret eksik kalmış ama yinede güzel ellerinize sağlık

05 Mart 08 Saat 19:05
merve
 33 

cok uzun olmuş yinede allah razı olsun ben bunu aramıyorum bu özet degil eger özet buysa gercek yazıyı dusunemıyorum bile

06 Mart 08 Saat 17:05
gazel
 34 

çok güzel olmuş elinize sağlık

06 Mart 08 Saat 22:18
 35 

çok beyendim

06 Mart 08 Saat 22:19
ümit
 36 

siteniz çok güzel ama eksik var

09 Mart 08 Saat 12:42
binali
 37 

çok güzel olmuş benimde HZ.Muhammedin hayatının özetini yazmam lazımdı ama öğretmen bizden en az 15-20 sayfalık bişi istedi daha uzun bi özet var mı?

10 Mart 08 Saat 00:33
 38 

yorumum : bu site gerçekten faydasıvar

12 Mart 08 Saat 19:57
 39 

ben bu siteye aşı oldum

12 Mart 08 Saat 19:59
kaan
 40 

güzel ama hoco 100 998 sayfa istedi

13 Mart 08 Saat 20:04
ahmet
 41 

Allah razı olsun. Güzel olmuş.İnşallah daha da güzellerini görürüz.

16 Mart 08 Saat 23:48
 42 

çok güzel. ama bu kaç sayfa olur söyleye bilirmisiniz? din kültüründen dönem ödevi aldımda en az 20 sayfa olması gerekiyor

18 Mart 08 Saat 17:07
esmanur
 43 

çok güzel

26 Mart 08 Saat 18:59
HACER
 44 

COK GUZEL ALLAH RAZI OLSUN

27 Mart 08 Saat 23:29
deniz
 45 

ellerinize sağlık.çok güzel olmuş.

28 Mart 08 Saat 17:13
öznur
 46 

ya çok güzel de nıye yazarı yok yanındaki

09 Nisan 08 Saat 01:03
yusuf
 47 

gerçekten çok güzel olmuş tam bana göre hemde burdan yazılıya çalışırım

09 Nisan 08 Saat 20:14
 48 

yok

09 Nisan 08 Saat 20:25
 49 

inşallah olur

09 Nisan 08 Saat 20:26
SeDa
 50 

yha burası çook mükemmel bir site performans ödevim için buradan yararlanacagım

12 Nisan 08 Saat 10:12
merve
 51 

aslında bu sitede çok uzun yazılar var daha kısayazılar bulunursa sevinirim.

15 Nisan 08 Saat 19:26
rumeysa
 52 

siteniz cok guzel olmus .hazirlayanlardan ,emegi gecen herkesten ALLAH RAZI OLSUN..
KURTULUSLARINA VESILE KILSIN BU GUZEL SITEYI….

20 Nisan 08 Saat 08:09
 53 

ben 13 yaşındayım konularınız çok güzel ama size birşey diyeceğim bu peygamber efendimizin hayatında bedir,uhut ve hendek savaşı var mı? cevabımı msn me mesaj atarsanız çok mutlu olurum… ALLAH’A EMANET OLUN

21 Nisan 08 Saat 15:59
ecccem
 54 

çok güzel bir site.sınavım için buradaki bilgilerden yaralandım.bu siteyi hazırlayana çok teşekkür ederim…

21 Nisan 08 Saat 23:23
 55 

Allah sizden razı olsun kardeşlerim büyüklerim benim din dersi perfonmas ödevim buydu Allah tuttuğunuzu altın etsin

23 Nisan 08 Saat 12:30
 56 

ssssssssssssüüüüüüüüüüüüppppppppppperrrrrrrrr
manyak birşey ya

23 Nisan 08 Saat 12:33
RIDVAN
 57 

çok güzel de birazdaha ayrıntılı olsaydı daha güzel olurdu

23 Nisan 08 Saat 16:03
mehmet emin tek
 58 

hz.muhammed’in peygamberlik görevini yerine getirmesine örnekler

24 Nisan 08 Saat 15:30
öykü
 59 

ya site güzelde az bilgi var yeterli değil uzuzn olmus ama gerekli bilgiler yok

27 Nisan 08 Saat 22:28
mustaf
 60 

ben ce çok uzun olmuş biraz daha kısaltıp özellikleriğn den bahsetmesi gerekir

28 Nisan 08 Saat 14:10
mustafa
 61 

bencede güzel olmuş bana yardım edin şu ödevi çıkartim

28 Nisan 08 Saat 14:10
umut
 62 

bu nebiçim bir özet up uzun özetmi olur

29 Nisan 08 Saat 21:20
HATİŞSHA
 63 

YA ÇOK GÜSEL AMA ÇOK USUN BAYA UĞRAŞTIRIO KARDŞMMM BRAZ DAA KISA OLSA SÜPER OLURDU YAAA

01 Mayıs 08 Saat 10:20
kübra
 64 

çok güzel olmuş allah sizden razı olsun

01 Mayıs 08 Saat 15:48
kübra
 65 

çooook ama çok ama çok güzel

01 Mayıs 08 Saat 15:49
mücella
 66 

gggggggggggggggggüüüüüüüüüüüüzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzeeeeeeeeeeeeeeeeeelllllllllll bence

01 Mayıs 08 Saat 15:51
mücella
 67 

çok hoş çok güzel

01 Mayıs 08 Saat 15:52
 68 

çokkkkkkkkkkk güsel olmuş

01 Mayıs 08 Saat 19:24

Etiketler:, , ,

Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

 
XML-Sitemap dini bilgiler msn nickleri sporda bugün transfer haberleri ilahi dinle vizyondaki filmler oyunlar teknoloji ssk sgk